Rahim Ağzı Kanserinin Sebepleri

Yumurtalık ve rahim kanserinden sonra en yaygın olan 3. Jinekolojik kanser türü rahim ağzı kanseridir. Rahim kanseri en sık 35 ila 44 yaşları arasında bulunan kadınlarda gözükmektedir. Bu yaş aralıkları sırası ile en çok 35 ila 44 yaş Aralıklarında % 24,2, 55 ila 64 yaş Aralığında % 17,6 ve 65 ila 74 yaş Aralığında % 10,7 olarak belirlenmiştir. 35 yaş öncesinde görülecek olan rahim ağzı kanseri tüm rahim ağzı kanseri vakaları olarak % 13,8’ini oluşturmaktadır. Rahim ağzı kanseri, uterus mukozası ismi verilmiş olan rahmin iç kısımlarını kaplayacak olan astarları oluşturmuş olan hücrelerde başlanmış olan kanserdir.

Rahim ağzı kanserinin başlangıç noktası dölyolu ve rahmi birbirine bağlayacak olan servistir. Kanserli olan hücrelerin bu bölgelerde çoğalması ile birlikte serviks kanseri olarak da isimlendirilmektedir.

Rahim Ağzı Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Rahim ağzında olan kanserin büyük oranı ( %99,7 ) HPV human papillomavirus- HPV sebebiyle oluşmaktadır. HPV virüsünün 80’den daha fazla kansere yol açan türü bulunmaktadır. Bunların içinden 15 âdeti yüksek riskli olan gruba girmektedir. Kansorejen türler arasında bulunan 16 ile 18 numaralı olan virüsler rahim ağzı kanseri vakalarının yaklaşık olarak % 70’inden sorumludur.

Cinsel yol ile bulaşabilen HPV virüs servisks bölgesinde enfeksiyonlara yol açmaktadır. Bu enfeksiyonlara zamanında ve yerinde müdahale edilmezse ya da bağışıklık sisteminiz bu enfeksiyonları temizlemekte yetersiz düzeyde kalırsa virüsler hücre yapılarında değişikliklere sebep olarak kansere neden olabilmektedir. Ama bu HPV virüsü taşıyıcısı olan kişilerinin hepsinin kanser olacağı anlamına gelmemektedir.

Cinsel ilişkilerin sonrasında yaşanacak olan vajinal kanamalar rahim ağzı kanserinde en sık görülebilecek olan belirtidir. Ayriyeten adet dönemlerinin dışında yaşanabilecek kanamalarda bu kansere işaret ediyor olabilir. Bunların yanı sıra menopoz sonrasında meydana gelebilecek olan kanamalarda muhakkak bir uzman tarafından kontrol edilmesi gerekir.

Adet dönemlerinin aralarında çamaşırlarda oluşabilen lekelenmeler, normal şartlara göre daha ağır geçen adetler, normalden uzun süren adetler, berrak suya benzeyen escort bahçelievler akıntılar, banyo yapıldıktan sonra yaşanabilen kanamalar, kokulu olan akıntılar tarzındaki durumlar her daim rahim ağzı kanseri anlamına gelmemektedir. Bu tarz durumların bir doktor tarafından kontrol edilmesi gerekir. Rahim ağzında oluşan kanserin ilerlemesi ile rahim ile çevresinde yer alan dokulara zarar vermeye başlar. Bundan dolayı da idrarı tutmak zorlaşabilmektedir.

Rahim Ağzındaki Kanseri Teşhisi Nasıl Konulmalıdır?

Pap testi sonuçlarında görülmüş olan anormallikler genelde rahim ağzı kanserinin ilk belirtileridir. Pap testi 18 yaşında üstündeki kadınlarda düzenli şekilde yapılması gerekli olan bir testtir. Rahimden özel bir çubuk yardımı ile örnek alınması ve alınan örneğin labratuvar ortamında incelenmesi gerekmektedir. Rahim ağzında olan anormal hücre oluşumlarını inceleyen pap testleri dışında rahim ağzında oluşan kansere yol açtığı bilinen virüslerin mevcut olup olmadıklarını belirleyen HPV testi de bulunur. Pap testi ve HPV testi genelde kombine yapılarak uygulanan testlerdir. Smear testinin sonucunda anormal şekildeki hücre oluşumlarının görülmesinde servisks ve vajinanın özel olan alet koposkop aracılığı ile muayenesinin yapılması gerekmektedir. Kolposkopi ismi verilmiş olan bu yöntem ile doktorunuz rahmin ağız kısmını ve yüzeylerini bahçelievler escort oldukça net bir şekilde incelemektedir. Bu bölgelerde anormal bir oluşum tespit edilirse, bunlardan örnek alınmalı ve incelemeye gönderilir. Kolposkopin prosedürü genel olarak ağrısızdır. Ağrısız olmasına rağmen biyopsi için örneğin alınması kadınların bazılarında ağrıya ve kramplara sebep olabilmektedir. Kolposkopi yönteminde rahmin tamamını incelemek ve doku örneklerini almak mümkün değilse endoservikal küretaj ve koni biyopsi gibi farklı olan yöntemlerde kullanılmaktadır. Biyopsinin sonucunda rahim ağzı tespiti yapılırsa, kanserli olan hücrelerin vücudun diğer taraflarına yayılıp yayılmadığını görmek amaçlı ek testler yapılmalıdır. Bu testler; intravenöz ürografi, CT taraması ve MR’dır.

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*